O gün işlerin yoğun olduğu bir gündü. Bir yarım saatim vardı. Canım lahmacun çekti. Fırına girip, sipariş verdim. 15 dakika beklemem gerekiyordu. Ayakkabılarımı da boyatayım dedim, verdim boyacıya. Berber dükkanına baktım, hemen yandakine. Koltuklar boştu. Sakalımı sıvazladım. Girdim ve onbeş dakikada traş oldum. Dışarıda boyanmış ayakkabılarımı giydim ve fırından sıcacık lahmacunları alıp, afiyetle yedim.
Toplam yirmi dakika da tüm ihtiyaçlarımı karşılamıştım. Türkiye’de mümkün böyle şeyler. Adına time – management denmesede.
